Yaşanan korona virüs salgını nedeniyle olağan ticarette ciddi sorunlar yaşanmaya başlandı. Bir yandan kapanan işletmeler, diğer yandan sokağa çıkma sınırlamaları ve virüs bana da bulaşırsa hasta olur muyum korkusu insanların mal ve hizmet satın alma taleplerini sınırladı. Artık birçok insan internet üzerinden alışveriş yapmayı tercih ediyor. İnsanlar oturduğu yerden istediği ürünü satın alabiliyor ve o ürün bir gün sonra evine teslim ediliyor. Bu yöntem onlar için hem çok kolay hem çok güvenli. Lojistik altyapısını, proseslerini doğru yapmış ve Lojistikte otomasyon sürecini tamamlamış şirketler bu talepleri hızlı ve doğru şekilde karşılıyorlar.

Ancak, lojistik altyapısını tamamlamamış şirketler müşterilerinin satın almış oldukları ürünleri teslim etmede çok ciddi sorunlar yaşıyorlar. Eksik, yanlış ve geç teslimat müşterileri çileden çıkarıyor. Gereksiz yere inanılmaz sürtüşmeler yaşanıyor.  Bir de işin maliyet ve işletmecilik tarafı var, tek bir sipariş için aynı adrese iki defa sevkiyat düzenlemek veya yanlış giden ürünün geri dönüş lojistiğini yapmak. Bütün bunlar ilave operasyon, ciddi zaman ve emek kaybı ayrıca fazladan maliyet. Peki bu giderleri kim ödeyecek?

Hemen insanın aklına kim hatalı, işletmeler neyi yanlış veya neyi eksik yapıyor soruları geliyor?

Maalesef ülkemizde lojistik otomasyonuna yapılan yatırımlar yeterli değil. Bu alanda ciddi yatırımlar yapmış lojistik firmalarının sayıları arzu edilen seviyede değil. Bu sektördeki birçok firma otomasyon yerine, emek yoğun çalışmayı tercih ediyor. Üstüne üstlük bunun doğru olduğuna da inanıyor.

Yıllarca bu sektörün içinde çalışmış biri olarak bu düşüncenin bizi hedefe götürmediğini tecrübelerimle çok iyi anlamış bulunuyorum.

 Lojistikte Otomasyon mu yoksa Vasıfsız Elemanlar mı?

Sizlerle bir anımı paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin büyük bir lojistik firması askılı elbise depolama ve sevkiyat otomasyonu için yatırım yapmak ister. Bir ekip oluşturulur ve Birleşik Krallığa dünya çapında satış yapan bir hazır giyim markasının merkez depolarına ziyaret düzenlenir. Merkez depoda mevcut olan askılı elbise depolama, taşıma ve tasnif otomasyonları ‘nın sunumu yapılır ve sistem incelenir. Her şey çok güzel geçer ve toplantının sonunda sunumu yapan mühendis arkadaşım lojistik firmasının başkanına ne düşündüğünü sorar. Karşı taraf kısa bir cümleyle cevaplar. Cevabı,’’ Ben mahalleden 300 kişi çağırır bu işi o vasıfsız elemanlara yaptırırım’’ olur.

Yaptırabildi mi? HAYIR.

Hele bir salgın ortamında üç yüz kişiyi toplayıp bu işleri yaptırabilir mi? Yine HAYIR.

Bu kötü bir örnekti. Elbette güzel ve iyi örneklerde mevcut. Hem de çok, başka bir lojistik şirketinin başkanı bundan 20 yıl önce Türkiye’nin ilk askılı elbise otomatik tasnif edicisini planlarken, acaba ben bu kapasiteleri doldurabilecek miyim diye bana sormuştu, bende kendisine bir iki seneye varmaz yeni yatırımlar planlarsınız demiştim. Şimdi bu şirket Türkiye genelinde 80’e yakın deposu ve pek çok lojistik otomasyon yatırımı ile göz kamaştırıyor. Mükemmel, disiplinli ve başarılı çalışıyorlar.

Yaşadığımız bu sürecin sonrasında lojistik, hayatımızda daha da önem kazanacaktır ve ticaretin vazgeçilmez bir eşi olacaktır. İster e-ticaret ister AVM’ler ister sokak mağazalarından yapılan ürün ve hizmet satışlarında lojistik prosesler artık çok iyi tanımlanmak zorundadır. Bu sektörde büyük bilgisayarlar, akıllı robotlar çok iyi planlanmış sistemler işlerin çoğunu yapar haldedir.

Doğru ürünü, doğru zamanda, doğru yerde, doğru miktarda, doğru kalitede, doğru şekilde, rekabetçi bir fiyatla nihai tüketiciye sunmak istiyorsak ve olağan krizlerde de biz şimdi ne yapacağız sorununu yaşamak istemiyorsak lojistik sektöründe kesinlikle otomasyon yatırımlarını ertelememeliyiz.

Hemen aklınıza şu soru gelebilir; her şeyi robotlara, sistemlere yaptırırsak insanlar işsiz kalmaz mı?

Hayır, kalmaz. Lojistikte otomasyon ‘a yatırım yapan şirketler genellikle devamlı büyümüşler ve ekonomik gelişmelerini sağlamışlardır, netice olarak çalışan sayıları artmıştır.

Emek yoğun lojistik şirketlerinde, iş akışlarındaki yoğunluklar genelde fazla mesailerle çözüme kavuşturulur. Bu durum uzun vadede çalışanlar üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratır.  Proseslere verimsizlik ve kalitesizlik olarak yansır. Oysaki otomasyon yoğun çalışan şirketler daha disiplinli ve planlıdır.  Çalışanlar mesailerinin dışındaki zamanı değerlendirme şansı bulurlar. Otomasyon sayesinde bilgi ve becerilerini artırırlar.

Korona virüs salgınıyla edindiğimiz bir tecrübe de lojistik şirketlerinin gelecek planlarında otomasyon yatırımlarının artık ertelenemez olduğu gerçeğidir.

Rıdvan İsmail   

Filozofun Köşesi    
Depolama ve Lojistik Sistemleri Uzmanı
TRIO Danışmanlık Hizmetleri
ridvan.ismail@trio-danismanlik.com